Salı, Şubat 20, 2018
Yazı Boyutu

Eurocode, Geoteknik ve Türkiye?

Avrupa Birliğine bağlı ülkeler tarafından yapıların teşkilinde inşaat mühendisliği hizmetlerinin daha doğru ortak bir anlayış ve haksız rekabetin önlenmesi için tek standart kullanımı amacıyla kurmaya başladığı yapısal standart esasları setinin genel adı Eurocode'dur. Bu set 10 ana başlık altındadır ve alt başlıklarla 57 parçadan oluşmaktadır.Bu standartlar seti 2010 yılı itibariyle Avrupa Birliğine bağlı tüm ülkeler tarafından kullanılması zorunlu hale gelmiştir.

Ülkemizde de yapısal Eurocode'lar Türkçe'ye çevrilerek adaptasyon işlemleri başlatılmıştır. Bunlardan Eurocode 7 ismiyle anılan başlık Geoteknik Tasarım ilkelerini oluşturmaktadır. TSE tarafından 20.04.2000 tarihinde TS ENV 1997-1 “Jeoteknik(?) Tasarım Bölüm 1: Genel Kurallar” adı ile kabul edilmiştir. Ancak 2004 yılında Eurocode 7 revizyondan geçmiştir. TSE 2005-7 yıllarında TS ENV 1997-1 ve bağlantılı 2 ve 3 no'lu Türkçeleştirilmiş standartları iptal etmiştir ve güncel Eurocode 7 standartlarını kabul etmiştir ancak bu standartlar İngilizce'dir ve ülkemizin anadili İngilizce(?) ve İnşaat Mühendisliği ve bağlantılı diğer mühendislik dalları da ülkemizde İngilizce(?) olarak üniversitelerde okutulduğu için herkes gayet rahat anlayabilmektedir(?).

Tabi sonucunu esprili olarak bağladığım konu ülkemizin kangren olmuş bir davası pozisyonundadır. İlgili oluşan standartlar incelendiğinde zemin konusunun tamamen bir inşaat mühendisliği konusu olduğu ve üst yapı hesaplarının bir parçası olduğu görülmektedir. Artık dünya klasik yöntem olan toptan güvenlik katsayısı uygulamasını kaldırmaya gitmektedir. Değişik yük durumları için kısmi güvenlik faktörlerini kullanılmaya başlanmıştır. Tasarımda kullanılan koşullar için değişik yük kombinasyonları oluşmaktadır. Sürekli koşullar, geçici koşullar, istisnai koşullar, rastlantısal koşullar, sismik(deprem) şartlar gibi yapı etkilere maruz kalmaktadır. Bu durumların hepsi için eşit güvenlik katsayısı belirlemek yerine daha gerçekçi ve ekonomik olan kısmi güvenlik faktörleri kullanılmaktadır.

Yukarıda anlatılan durumların analizleri ile birlikte yapı-temel etkileşimli çözümlerin kullanımı da yaygınlaşacaktır. Günümüzde ülkemizde yapılan zemin çalışmalarının yetersiz ve içerik açısından da yapılan bir çok hesapta hatalı olduğu gözlenilmektedir. Bu raporlara istinaden deprem yönetmeliğinde de öngörülmekte olan C ve D sınıfı yapıların temel dönmelerinin gözönüne alınarak yapı-temel etkileşimli statik hesapların yapılması sakıncalar arz ettiği görülmektedir.

Tüm bu değerlendirmeler ışığında Eurocode'un çevirilerinin yapılmamasının ve Standardın adının "Jeoteknik" başlığıyla adlandırılmasının hala yanlışlığını anlayamayan bir Bayındırlık Bakanlığına sahibiz. Hala raporlarda kaç imza olacak tartışmalarının yaşandığı ve Zemin Etüd Raporlarında gerçek sorumluluk sahibinin işin dışında tutulması çabalarının sonucunu acaba daha kaç can ile ödemek zorunda kalacak bu ülke merak ediyorum. Gölcük, Dinar, Erzincan'da ölen vatandaşlarımıza kim hesap verecek? Arkası kanunla sağlamlaştırılmamış uyduruk kanunlar ile korunmayan İnşaat Mühendislerinin yaptırım gücü olmadan yıllarca ruhsat eki olarak görülmesini engellemeyen zihniyet bugün de Zemin Etüdleri konusunu bir meslek grubunun ekmek teknesi yapmak adına gözardı ettikleri şeyin vatandaşlarımızın hayatı olabileceğini anlayamıyorlar mı?

Takdir sizin.



Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile