Türkiye'de özellikle 17 Ağustos 1999'da meydana gelen Gölcük Depremi öncesi yapılmış yapılarda imalat kalitesinin düşük olduğunu genelde söylemekteyiz. Ancak bunun böyle olduğunun kanıtlanması için ya yapı sahiplerinin cesur bir biçimde yapılarını incelettirmeleri gerekmektedir, ya da ciddi bir deprem meydana gelmesini bekleyip "bekle-gör" politikası izlenmesi gerekmektedir. Bandırma'da 26.11.2010 tarihi itibari ile Bandırma Belediyesinden tarafımıza gelen bir talep doğrultusunda piyasada serbest ve belediyede çalışmakta olan bazı inşaat mühendisi meslektaşlarımız ile belediyeye gelen bir hasar talebini incelemeye gittik. İnceleme sonucunda yapının bir kolonunun tamamen taşıma gücünü kaybetmiş olduğu ve kırıldığı gözlenmiştir. Beton kalitesinin çok düşük olduğu ve elle ufalanabildiği, ayrıca etriye sıklaştırma bölgesinde 10cm aralıkla etriyelendirilmiş olması gereken kolonun 27-28cm gibi bir aralıkla etriyelendirildiği görülmüştür. Bina sahiplerinin hasarın onarılması süresince binayı tahliye etmeleri gerektiği tarafımızdan bir tutanak tutularak belirtilmiş ve Belediye zabıta ekipleri tarafından oturanlara tebliğ edilmiştir.
Burada asıl şu soruyu kendimize sormamız gerekmektedir? Bu bina sahipleri herhangi bir deprem olmadan önce ve daire sahiplerinin binalarını incelettirmek için birbirleri ile diyaloğa girmeye ve karar almaya gerekmeden bu hasar belki onların hayatlarını ve canın yongası olan mallarını kurtarmalarını sağlıyacaktır. Bu bina sahipleri kaçınılmaz olarak binalarını güçlendirecek ve DASK sigortasını kimsenin zorlamasına gerek kalmadan gönüllü yaptıracaklardır.
Peki ya diğer eski binalar? ( "Eski ve Yeni Yapıların Arasındaki Farkların Tarihsel Süreçte Değerlendirilmesi" yazımı okumak için TIKLAYINIZ )
İşte ilgili fotoğraflar ;
Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için