Çarşamba, Ekim 16, 2019
Yazı Boyutu

Basın - 1/100.000 Planlar Hakkında Söyleşi

Banses gazetesinden Tufan Dalgıç ile 1/100.000'lik planlar üzerine Bandırma'da konut sektörü gelişimi, dikey yapılaşma, psikolojik etkileri vs... konularda söyleşi yaptık. Konunuyazıya dökülmüş halini aşağıda bulabilirsiniz. Habere ulaşmak için LİNKE tıklayınız.


1/100.000'lik planlar ışığında yeni imara açılacak alanların konut kapasitesi, dikey yapılaşma ve deprem tehdidi ;

Plana baktığımızda özellikle Bandırma'ya yeni ilave bir imar alanı açılmadığı görülüyor. Yani yeni mevcut lekelerin çoğunluğu Bandırma Belediyesi tarafından üzerinde çalışılmakta olan alanlar. Özellikle Bandırma-Edincik arası ve Edincik etrafında öngörülmemiş bir büyüme değerlendirilmiş. Gözle bakıldığında bile planlarda öngörülen nüfus yani takriben 25 yıl sonra 2040'da Bandırma'nın yeni katılan mahalleleri ile birlikte 620.000 kişi olması zor gözüküyor. Basitçe planlanan konut alanları ile öngörülen nüfus arasında bir uyumsuzluk görülüyor. Açıkçası bu da bize bu planın sadece ve sadece sanayi lekesi için yapıldığı izlenimi veriyor. Şehrimiz geçmişten gelen hatalar nedeniyle dar ve sıkışık bir kent merkezine sahip. Yeni 1/100.000'lik planlar ile gelecek sanayi yatırımları iki temel sorun doğurabilir gibi görünüyor. Dikey yapılaşma ile yüksek emsalli parseller ve gecekondulaşma ile gelebilecek çarpık yapılaşma.

Dikey yapılaşma her ne kadar metropollerde şehirlerin kurtuluşu gibi lanse edilse de kaybedilmiş şehirlerde ancak bir çare olarak görülebilir. İnsan psikolojisi yönünden bakıldığında ise yüksek yapılaşma tercih edilmez. Yapılan incelemelerde klostrofobi, yüksek binaların insanlar üzerinde ruhsal baskı oluşturduğu, hatta insan ilişkilerinde yetersizlik, egoizm gibi sonuçlar doğurduğu öngörülmektedir. İyi planlanmış ve çevreye gerekli değer verilerek büyüyen bir şehir psikolojisi düzgün ve sağlıklı bireyler yetiştirecektir. Açıkçası Cumhuriyet Meydanındaki ağaçların kesilmesinin bile Bandırma'nın psikolojisini bozduğuna inanıyorum.

Ayrıca bu tür dikey yapılaşma için ciddi bir mühendislik hizmeti gerekmektedir. Maalesef ülkemiz yüksek yapılar konusunda ne ciddi bir iş güvenliği yeterliliğine sahiptir, ne de bu işleri üretirken doğru detaylar ile imalat yapabilme kapasitesine sahiptir. Uluslararası işlerde ciddi denetim ve yaptırımlar altında müthiş işler yapan inşaat sektörümüz maalesef yurt içinde gayri ciddi  ve olgunlaşmamış denetim mekanizmaları altında büyük iş güvenlik kazaları ve muhtemelen ciddi imalat hataları ile karşı karşıyadır. Bu gerçeklerle yüzleşmek gerekiyor ve bu sorunlar aşılmadan birinci derece deprem bölgesi olan şehrimizde 10 katın üstünde dikey yapılaşmadan kaçınmak gerekiyor. Eski yapı stoğumuz zaten oldukça depremsel olarak yetersiz, yeni yapılarda ise denetimli denetimsizlikler istisnalar haricinde bir şekilde sürüyor.

Kaçak yapılaşma önümüzdeki en önemli ikinci büyük sorun. Şehir sanayileşmenin getireceği göçe maruz kalırken doğru planlamalar yapılmazsa şehir plan doğrultusunda değil rüzgarın savrulduğu yönde gelişir. Uzun vadeli nüfus artışı, sanayinin gerçekleşme oranı, şehrin olağan gelişimi, ülkenin ekonomiksel gelişimi ve halkın borçlanabilme kapasitesi gibi veriler ışığında fizibilite çalışmaları şehrimizde devamlı hale getirilmeli ve sektöre yönlendirici olunmalıdır. Özellikle göç dalgası ile şehirin artacak nüfusuna ekonomik elde edebilecekleri konutlar üretilmeli veya üretilebilecek alanlar oluşturulmalıdır.









Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile